Bir Şehirde Üç Gül
Gül, sevgilinin sembolü aşıkların, şairlerin, biz gariplerin ilham kaynağı, çiçeklerin de sultanıdır.
Gül renginden dolayı kandır, ateştir ve dahi şaraptır. Hem ateş-mizaç hem cennetten bir çiçektir. Hz. İbrâhim Nemrud tarafından atılınca ateş ona gül bahçesi olmuştur.
“Yandım belâ-yı hicr ile Nemrûd nârında yeter.
Gel ey Halîlim bir kadem tâze gülistân et beni”
Ahmed Paşa
Rengi ve kokusuyla işret meclislerinin değişmez süsüdür. Her yönüyle Hz. Peygamber’e benzer. Gül kokusunu Resûl-i Ekrem’in terinden alır. Görmesini bilene her gül Muhammed dir.
Hz. Ali son nefesini vermeden önce Selmân-ı Fârisî’den bir deste gül ister ve getirilen bu gülleri kokladıktan sonra ruhunu Hakk’a teslim eder.
Tazelik, incelik, narinlik, nazlılık hem gülün hem de dalının, yaprağının ve fidanının özellikleridir. Bunlar aynı zamanda sevgilinin boyunu, yanağını, yüzünü ifade ederler.
Gonca, gülün açılmamışı yani “halvet” halidir. Gonca “mahzen-i esrâr”dır; dudaklarla “hem-râz”dır. Gonca sırrını sakladığı halde gül açılıp saçılarak sırrını âleme fâş eyler.
İşte bu seride beraber hikayelerine aşina olacağımız eserlerde birer gonca güldür. Onlar gül olup sırlarını okuyanlara açmak isterler. Bizi de bu işe vesile ederler.
Gül-ün en güzeli O’nun müjdesiyle gelen İstanbul olsa gerek diyerek Gül-ü Muhammed’in bu kadim şehri ile yeni serimize başlıyoruz.
Allah utandırmasın.
Satış için WHATSAPP dan iletişime geçiniz.


