Genel, YAZILAR, Yazılar

Mustafa dan Atatürk’ e

Mustafa Kemal resmi kayıtlara göre 1881 yılında Selanik’te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım dır.

Zübeyde Hanım, yaşamının son yıllarında verdiği bir röportajda oğlunu Selanik’te “dondurucu kırklar” olarak anılan ve kışın en soğuk kırk gününü ifade eden dönemde doğurduğunu söylemiştir.

Atatürk ün çıkardığı ilk resmi kimlik kartında doğum tarihi olarak Rumi takvime göre, 1296 yazılıdır. Bu 13 Mart 1880 ile 12 Mart 1881 arasına karşılık gelir. Hatta 1930 yılına kadar tüm kayıtlarda ve yazılarda doğum tarihi 1880 olarak geçer. ne olduysa 1930 sonrası 1881 tarihi kabul görmüştür.

Yine bu kayıtlarda öne çıkan Mart ayı olsa da Zübeyde Hanım’ın ‘Dondurucu Kırklar’ anlatımı yani Zemheri dönemi 1880 ve 81 yıllarında Ocak ayına denk gelmektedir. Bu durum ve başka anlatımlar Mustafa Kemal’in doğum tarihinin yüksek ihtimalle 04 Ocak 1880 olduğu konusunda yoğunlaşır. Detayları ve bilinmeyen gerçekleri Atatürk kitabımızdan okuyabilirsiniz.

Ailesinin anlatımları ve kayıtlara göre  Atatürk muhtemelen 1880 ya da 1881 kışında doğdu.(19 Mayıs 1881 doğum tarihi olarak seçmesi ayrı bir yazımızın konusudur)

Babası Ali Rıza Efendi Makedonya Manastır Kocacık köyüne (Muhtemelen Aydın Söke taraflarından) göçen yörüklerden olup babası Kızıl lakaplı Ahmet Efendi ve Amcası Hafız Mehmet Emin Efendi diydi. Ali Rıza Bey Kızıl bıyıklı ve heybetli idi.

Mustafa Kemal in Falih Rıfkı Atay a babası nın tek fotoğrafı için:

Bu bizim peder değildir, dediği ve tebessüm ettiği söylenir. Muhtemel ki fotoğraf Asakir-i Milliye Taburundaki gönüllü subaylardan birine aittir.  Mustafa asla geçmişindeki bu detaylara takılan biri olmamıştır.

 Şevket Süreya bu fotoğrafın Ali Rıza’nın 1877 sonları veya 1878’de Asakir-i Milliye Taburu’nda üsteğmen rütbesiyle görev yaparken çekildiği, kendisine ait tek fotoğraf olduğunu belirtmiştir.

Zübeyde Hanım: Mustafa Kemal Atatürk’ün anne soyu Karaman’dan Rumeli’ye gelen ve bundan dolayı da “Konyarlar” olarak Rumeli’de anılan Yörük Türkmenlerindendi. Zübeyde Hanım Selanik yakınlarında bugün de kaplıcaları ile meşhur olan Langaza’da 1857 de dünyaya geldi. Babası Sofuzade Feyzullah (Sadullah) Ağa, annesi Molla Hanım olarak anılan Ayşe Hanım’dır. Döneminde kadınların okula gitmesi yaygın olmadığı için, okur yazar oluşu nedeniyle kendisi de Zübeyde Molla olarak anılır. Hayatı boyunca 5 vakit namazını aksatmamıştır.

Bir hikaye ye göre: Askerlik yapmakta olan Ali Rıza Efendi rüyasında kendisine gösterildiği üzere sarışın bir hanımla evlenmek istediğini ailesine iletmiş ve adet olduğu üzere görücüler yola çıkarak kendisine kız bakmaya başlamışlar. Ali Rıza, sarışın ve mavi gözlü bir kadınla evlenmeyi düşlerken, kendisinden oldukça küçük olan, siyah saçlı ve derin mavi gözlü bu kadına sevdalanmış ve 1871 de evlenmişler. Evlendiklerinde Zübeyde Hanım 14 yaşlarında, Ali Rıza Bey ise 30 unu geçmiştir.

Yenikapı Mahallesi’nde bir eve yerleşirler ve beş çocuklarından ilki, Fatma 1872 yılında bu evde dünyaya gelir. Fatma’dan sonra kısa aralıklarla iki erkek çocukları olur. Ahmet 1874’te, Ömer 1875’de doğar. Ömer’in doğduğu sene, ablası Fatma vereme yakalanır ve ölür.

Ali Rıza Bey Atama Yazısı

Ali Rıza Efendi, Osmanlı-Rusya savaşı nedeniyle Selanik’te kurulan Asakir-i Mülkiye’ye katılır.

35 yaşında ve okuryazar olduğu için geçici olarak üsteğmen rütbesi verilir. Askerliği yaklaşık iki yıl sürer Ayastefanos Anlaşması’ndan sonra Osmanlı-Yunanistan sınırındaki Olimpos Dağı’nın ormanlarla kaplı eteklerinde bulunan Paşaköprüsü denilen ıssız gümrük kontrol noktasına gümrük muhafaza memuru olarak tayin edilir.

Ege denizi kıyısında bu ıssız yer, Selanik’e 120 km uzaklıktaydı ama karayolu yoktu. Yaşamak için uygun bir yer değildi; ne kasaba ne köydü; sadece görevlilerin ailelerinin kaldığı derme çatma birkaç ev ve gümrük kontrol binasından ibaretti. Üstelik Olimpos Dağı Rum eşkıyalarla doluydu.

İkinci çocukları Ömer’i ilaçsızlık ve bakımsızlıktan burada kaybettiler. Bir süre sonra çok sevdiği oğulları Ahmed i de kaybedeceklerdi.(O sırada Balkanları kavuran Kuşpalazı Hastalığından-Difteri)

Ali Rıza Efendi’nin görev yaptığı gümrüğün bütün işleri kereste ihracatı üzerineydi. Ali Rıza Efendi, görevi sırasında kereste tüccarı Cafer Efendi tanıştı ve memurluktan ayrılıp beraber ortaklık kurup ticarete atıldı. Bu ticaret Ali Rıza Efendi’ye para kazandırmaya başladı. Yoksulluk günleri geri de kalmıştı. Ahmed in ölümü ardından hamile olan eşi Zübeyde yi güvenlikli bir yerde rahat doğum yapması için Selanik’e götürdü.

Artık ellerine iyi para geçiyordu; Ali Rıza Efendi, Ahmed Subaşı Mahallesi’nde üç katlı, pembe boyalı bir ev satın aldı. Üftade isimli siyahi bir kadını da yardımcı tuttu. Ve tekrar işinin başına döndü.

Genel kabul gören görüşe göre Mustafa Kemal bu evde doğdu.

Ancak kız kardeşi Makbule’ye göre, ağabeyi Pembe Ev’de değil; babası Ali Rıza Efendi’nin ailesinin oturduğu Yenikapı’daki evde doğdu.

Zübeyde hanım ı tek başına bırakmamak ve bebeğin bakımı için geçici olarak Ali Rıza Efendi’nin eşini önce ailesinin yanına bırakmış sonra bu eve taşınmış olması da muhtemeldir.

Selanik deki kayıtlara göre Pembe Ev 1870 yılında Rodoslu bir müderris tarafından yaptırılmış. Sonra mülkiyeti iki kez el değiştirdikten sonra mülkiyeti 1878 de Ali Rıza Efendi’ye geçmiştir.

Ali Rıza Bey, 1881 yılında dünyaya gelen oğluna, çocukken kazayla beşikten düşürerek ölümüne sebep olduğu ve hiç unutmadığı kardeşinin ismini verir: Mustafa Birkaç yıl sonra da Makbule doğar.”

1889’da doğan kardeşleri Naciye yi de küçük yaşta veremden kaybederler.

Ali Rıza Efendi sağ iken bu orta hâlli ailenin başlıca kaygısı çocuklarını okutup yetiştirebilmekti. Mustafa yedi yaşına basınca ana baba arasında anlaşmazlık çıktı. Zübeyde Mollaya göre oğlu ilâhilerle Kasımpaşa semtine yakın medrese ilkokuluna, babasına göre yeni usul eğitim yapan Şemsi Efendi Okulu’na gitmeli idi. Atatürk der ki:

-Nihayet babam bir kurnazlıkla işin içinden çıktı. Önce ilâhi ve alayla mahalle mektebine başladım. Biraz sonra Şemsi Efendi Okulu’na yazıldım.

Bir süre sonra Ali Rıza Efendi nin işleri bozulmaya başladığı ve yaşadığı sıkıntılarla hastalanıp vefaat etti.

Ali Rıza Efendi vefat edince Zübeyde Hanım iyice geçim sıkıntısına düştü. Üç çocuğu; Mustafa, Makbule ve Naciye’yi alıp üvey dayısı Hüseyin Ağa’nın çalıştığı Katipzadeler’in çiftliğine taşındı. Dayısı Mustafa’yı çiftlik işlerinde yetiştirmeğe karar verdi. Atatürk kız kardeşi ile beraber karga kovmak için bakla tarlası bekçiliği ettiğini hiç unutmamıştır.”

(Manastır anıları sonraki yazılarımızda)

Zübeyde Hanım, ailesine daha fazla yük olmak istemiyordu. Bu sebeple kendisi gibi dul ve 4 çocuklu olan Selanik Gümrükler Başmüdürü Ragıp Efendi’yle ikinci evliliğini yapınca tekrar Pembe Ev’e taşındılar.

Zübeyde Hanım’la evlendiğinde Mustafa ve Makbule kardeşler için psikolojik de olsa bir üvey baba ve üvey kardeşler sorunu baş göstermişti. Makbule bu yeni hayata ayak uydurmakta gecikmemişti ama Mustafa üvey babanın bulunduğu çatı altında oturmak istememişti.

Atatürk yaşamının sonlarında üvey babasından söz ederken ‘Bana karşı çok saygılı davranmış, büyük adam muamelesi etmiştir’ diye olumlu bir görüş sergilemişti ama evden ayrılışını Afet inan’a babasını yitiren bir çocuğun isyanı olarak şöyle açıklamıştı: “Anamın böyle bir aile bağı yapmasını takdir ettim. Ancak çocukluk duygum isyandan ibaretti.” Bu durum onun yatılı askeri okula gitmesine sebep olmuştur.

Kemal Adı

Hepimizin bildiği ve Atatürk tarafından anlatılan hikaye ye göre 1893 yılında Askeri Rüştiye’de okurken matematik öğretmeni ona Kemal ismini verdi ve böylece ismi Mustafa Kemal oldu.

Burada ilginç olan sınıfta isimleri aynı olan bir öğrenci ile hoca neden karışıklığa sebep olsun? Neticede hiçbir öğrenci hocasına ismi ile hitap etmez. Böyle bir durumda hocaya sadece hocam deneceğinden bir isim karışıklığının yaşanmaması gerekir. Ancak hikayenin aktarımında eksiklik olabilir.

Sınıfta birden çok Mustafa vardır, ancak 2 değil 3 Mustafa söz konusudur. Çünkü hocası dışında sınıfta Atatürk ile birlikte Armatör Mustafa da bulunmaktaydı ve isimlerdeki  karışıklık bundan dolayı yaşanıyordu. Kendi anlattığı hikayeye göre hocasının bu durumu çözmek için onunla konuşup Kemal ismini verdiği doğrudur. Kemal adı Matematik Hocası Mustafa’nın kendi babasının adı olup buradan esinlenerek bu ismi verdiği hocanın torunu tarafından da teyid edilmiştir. Hayatı boyunca Gazi den sonra en çok kullanmayı sevdiği isim bu olmuştur Kemal

“Atatürk” lafını ilk kez dönemin Türk Dil Kurumu Başkanı bir konuşmasında kullanmış, Mustafa Kemal’de çok beğenerek soyadı kanunu çıkınca kendisine soyadı olarak almıştır. Buna rağmen kendisine “Ata” diye hitap edilmesinden hoşlanmazdı…

Yorum bırakın