Genel, YAZILAR, Yazılar

Efendiler Yarın Cumhuriyeti İlan Edeceğiz

”Kılıç ile savaşı kazansan da kalem ile aydınlatmadıkça payidar kılamazsın”

Kurtuluş savaşı sona ermiş sıra ülkeyi aydınlığa ve çağdaşlığa kavuşturmaya gelmişti. Mustafa Kemal kendi ifadesiyle- 19 Mayıs 1919’da Anadolu’ya geçerken “Millet egemenliğine dayanan tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmayı” düşünüyordu.

Nutuk’taki ifadesiyle “Padişahsız, halifesiz kurtuluşa inanan hiç kimsenin olmadığı” bir ortamda zamanı gelinceye kadar cumhuriyetten değil, sultanı/ halifeyi kurtarmaktan söz etmişti.

* Sivas Kongresi’ne verilen gizli bir önergede “Anadolu’da yepyeni bir cumhuriyet mahiyetinde bir Türk devleti kurmaktan” söz edilmesi üzerine Atatürk, önergenin altına, “sırası gelecektir, şimdi okunmasın” diye bir not düşmüştü.

*Ankara’ya giderken onu Hacı Bektaş’ta karşılayan Çelebi Cemalettin Efendi’nin -5 saat süren görüşme sırasında- cumhuriyetten söz etmesi üzerine Atatürk, henüz zamanı olmadığını belirterek konuyu kapatmıştı.

Ancak yine de Atatürk’ün “milli egemenlik” yolunda attığı güçlü adımlarla Türkiye’yi cumhuriyete götürdüğünü sezenler vardı. Örneğin, Erzurum Kongresi günlerinde Erzurum’da bulunan İngiliz Yarbay Anadolu da ki hareketin gidişatının Cumhuriyet olduğunu raporlarında paylaşmıştı.(Rawlinson)

İngiliz Yüksek Komiseri Robeck, Sivas Kongresi sonrasında Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a gönderdiği bir telgrafta, “Atatürk’ün önderliğindeki milliyetçiler, Anadolu’da özerk bir cumhuriyet kurma yolundadır” demişti.

Anadolu direnişinin cumhuriyete doğru gittiğini sezenler arasında Padişah Vahdettin ve İstanbul Hükümeti’nin bazı üyeleri de vardı: Vahdettin, 1922 Şubat’ında Avrupa’ya giderken İstanbul’a uğrayıp kendisiyle görüşen Yusuf Kemal’den TBMM’nin cumhuriyetçi olup olmadığını öğrenmeye çalışmıştı.

Aslen Milli Mücadele sırasında Padişah Vahdettin ile Atatürk arasındaki savaş, bağımsızlık  değil Cumhuriyet ile Mutlakiyet savaşıdır. O nedenle Vahdettin ‘in  Mustafa Kemal i Paşa ile gizlice görüşerek bağımsızlık için Samsun a Anadolu’ya göndermesine şaşırılmamalıdır.

Ancak Emperyalizme karşı bağımsızlık savaşında Atatürk’ü destekleyenler, saraya/sultana karşı cumhuriyet savaşında Atatürk’ü desteklemiyorlardı. Askeri cephelerde Atatürk’ün yanında duran Rauf Bey, Refet Bey, Kazım Karabekir gibi silah ve dava arkadaşları, cumhuriyet cephesinde Atatürk’ün yanında değillerdi. O bu yolun “Cumhuriyet Yolu” olduğunu anlayan yakın arkadaşlarının kendisinden yavaş yavaş ayrıldıklarını da ifade etmişti.

Mustafa Kemal ileri görüşlüydü: Milli Mücadele’de başarıya yaklaştıkça safha safha bugünkü döneme kadar millet  egemenliğinin bütün ilke ve gereklerini yerine getirmenin doğal ve kaçınılmaz bir tarihi akış olduğunu biliyordu. Yani en baştan beri söylenilen “Milletin İstiklalini, yine Milletin Azim ve Kararı Kurtaracaktır” sözünün doğal sonucu Cumhuriyet olacaktı.

Satranç Oyunu Başlıyor

Bu her hamlesi ustaca yürütülen ve bazen zorla da olsa kazanılan bir satranç oyunu idi.

Aslen işleyiş de de sıkıntılar oluşmaya başlamıştı. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldığı sırada yeni Türk devletinin adı henüz konulmamıştı. Hükümet, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti adını taşıyordu.

Millî Mücadele Dönemi’ndeki, olağanüstü şartların bir ürünü olan meclis hükümeti sistemin de Bakanlar Kurulunun her üyesi için ayrı ayrı oylama yapılırdı. Bu durum ise hükümet kurulmasını zorlaştırıyordu. Ayrıca sistem içinde devlet başkanlığı boş görünüyordu. Şimdi, yürürlükte olan siyasî rejime uygun devlet şeklini bulmak zorunlu hâle gelmişti.

Hamle

Millî Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasıyla birinci dönem TBMM üyeleri, yeni seçim kararı alarak dağıldı (l Nisan 1923). Yeni seçimlerin yapılmasından sonra 23 Nisan da TBMM ikinci dönem çalışmalarına başladı. Yeni kurulan meclis, Lozan Barış Antlaşması’nı onayladı.

Bu sırada kurulmuş olan Fethi Bey’in başkanlığındaki hükûmete ve özellikle Fethi Bey’in şahsına karşı sataşmalar ve tenkitler başladı. Lozan Barış Antlaşması’nı yapan ve Hükûmet’ te Dışişleri Bakanı olarak bulunan İsmet Paşa’nın aleyhine de konuşmalar ve gizli görüşmeler vardı.

Atatürk ün Nutuk da ki anlatımıyla: ‘’Milletvekillerinde bakan olma istek ve hevesi çoğalmıştı. İşbaşında bulunan bakanları beğenmiyorlardı. Öteki bakanlar da aynı şekilde şikâyetlerde bulunuyorlardı. Kötülük, Hükûmet’ in Meclis’çe seçilmesinden ileri geliyordu. Bu gerçeği çoktan görmüştüm’’

Hamle

 Paşa 22 Eylül 1923’te Wiener Neue Freie Presse muhabirine bir demeç vererek Cumhuriyet kelimesini ilk defa dile getirdi. Mustafa Kemal Paşa, demecinde, 1921 Anayasası’nın ilk iki maddesini hatırlattıktan sonra “Bu iki maddeyi bir kelimede hulâsa etmek kabildir: Cumhuriyet” demişti.

(1921 tarihli AnayasaTeşkilat-ı Esasiye Kanunu ‘nun ilk maddesi: ‘’Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Yönetim şekli, halkın mukadderatını bizzat ve fiili olarak yönetmesi ilkesine dayanır’’ demekteydi.)

Eylül ayı sonlarından itibaren cumhuriyet konusu basında yoğun olarak tartışmaya açıldı.

Hamle

Artık Cumhuriyetin ilânı için uygun bir ortamın oluşması bekleniyordu. Bunun için Mustafa Kemal Paşa suni bir kriz yarattı.

Fethi bey görevini yerine getiremediği için istifa talebini zaten Mustafa Kemal e birkaç kez iletmişti. Fethi Bey, dikkatini ve çalışma gücünü Hükûmet Başkanlığı görevinde yoğunlaştırabilmek için aynı anda yürüttüğü İçişleri Bakanlığı’ndan istifa etti. Aynı tarihte, Ali Fuat Paşa’nın da çekilmesi ile Meclis İkinci Başkanlığı da boşaldı (24 Ekim 1923).

Meclis Mustafa Kemal Paşa’nın denetimi altındaki parti yönetiminin gösterdiği adayları desteklemedi ve meclis ikinci başkanlığına Rauf Bey seçildi. Partinin meclis grubunun bu tavrı üzerine vekiller heyeti 25 Ekim’de Mustafa Kemal Paşa’nın talimatı üzerine istifası etti ve hiçbir teklifi kabul etmeyerek yeni seçilecek olan vekiller heyetinde görev almadı. Böylece oluşturulan listeler üzerinde bir türlü görüş birliği sağlanamadı ve bir bunalım ortaya çıktı.

Hamle, Atlar ileri

28 Ekim 1923 akşamına kadar hükümetin kurulamaması üzerine bu olay Mustafa Kemal Paşaya, cumhuriyeti ilân etmek için beklediği fırsatı vermiş oldu. Mustafa Kemal günlerdir satranç oynuyordu. Her hamlenin bir karşılığı vardı.  O gece köşkte Rize Milletvekili Fuat Bey, Afyonkarahisar Milletvekili Ruşen Eşref Bey, Kemalettin Sami Bey, Halit Paşa, Kazım Paşa, İsmet Paşa ve Fethi Bey vardı. Devletin içinde bulunduğu krizden çıkmanın yolunu yakın arkadaşlarına açıkladı: “Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz!”

Mustafa Kemal bunun nasıl gerçekleşeceğini arkadaşlarına tüm detayıyla o gece Çankaya’daki yemekte anlattı. Ertesi gün yapılacakları herkes not etti.

29 Ekim 1923 Pazartesi günü öğleden önce, Halk Fırkası Fethi Bey’in başkanlığında toplanarak genel kurula yeni bir bakanlar kurulu listesi sundu. Genel kurulda milletvekilleri arasında tartışmalar başladı. Oyun başlamıştı.

Hamle, Kale ileri

Yapılan tartışmalar sonucu anlaşıldı ki yeni kabine yine seçilemeyecekti. Kemalettin Sami Paşa yeni hamleyi yaptı ve bir yönerge teklif etti. Buna göre Mustafa Kemal Paşa, genel başkan olarak sorunu çözümlemek için görevlendirilecekti. Mustafa Kemal Çankaya’daki konutundan gelişmeleri takip ediyordu. Yönergenin kabul edilmesiyle Meclis’e gelip doğrudan kürsüye çıktı: “Baylar, bakanlar kurulu seçiminde görüş ayrılığına düşüldüğü anlaşılmıştır. Bana bir saat süre tanıyın, bulacağım çözüm yolunu bilginize sunarım” dedi.

Ve Şah-Mat

1 saat sonra kısa bir konuşma yapıp önceden hazırlanan taslağı okunması için yazmanlardan birine verdi. Cumhuriyet’e geçişi içeren taslak okunduğunda milletvekillerinden bir kısmından uğultular yükseldi.

İtirazlar, konuşmalar saatlerce sürdü. Önerinin maddeleri tek tek okunarak görüşülüp kabul edildi. Hava kararmış, saatler 18.00’i gösteriyordu. Yasa tasarısı anayasa komisyonunca tutanağa bağlandı. Başkanvekili sıfatıyla İsmet Paşa kürsüden, “Anayasa komisyonu, anayasanın değiştirilmesi konusundaki tasarının ivedilikle ve hemen görüşülmesini istiyor” dedi. Meclis’te ağırlıklı çoğunluk ‘Kabul’ diye bağırdı. Sonunda birçok milletvekilinin oyuyla Anayasa’daki değişiklik kabul edildi. İlk madde ye sadece bir ekleme yapıldı: ’’Türkiye Cumhuriyetinin yönetim şekli Cumhuriyettir’’ saatler 20.30’u gösteriyordu. 15 dakika sonra da Cumhurbaşkanı seçimi yapıldı. Yeni Cumhurbaşkanı için oylamaya katılan 158 milletvekilinin tamamının oyunu alan Ankara Milletvekili Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi. 

Yorum bırakın