”Gül bahçesine girenler gül olmasa da gül kokarlar.”
Allah cc, bazı zaman ve mekânları diğerlerinden farklı ve üstün kılmıştır. Tıpkı mescidler içinde Mescid-i Haram’ın, aylar içinde Ramazan’ın, günler içinde Cuma’nın farklı olması gibi.
İşte Mevlid de diğer tüm hayırlı gün ve gecelerden daha üstündür. Neden mi ?
İşte bu sır yaradılışta saklı
Başlangıçta sadece Allah(cc) nurundan yaratılan Efendimiz vardı. Yokluğun içinde tek başına sonsuzlukta devaran ederdi.
Allah(cc) mahlukları yaratmak istediği vakit, O’nun nurunu dört parçaya ayırdı.
*Birinci parçasından kalemi, *İkinci parçasından Levh’i (Levh-i Mahfuz), *Üçüncü parçasından Arş’ı yarattı.
*Dördüncü parçayı ayrıca önce dörte sonra yine dörde böldü. Bu parçalardan da Melekleri gökleri, yeri, cennet ve cehennemi yarattı.
Allah(cc) Kalemi, yarattığı zaman, Kalem’e:
‘’Yaz’’ buyurdu. Kalem:
“Ne yazayım ya Rabb?” diye sorunca, Yüce Allah(cc):
“La ilahe illallah Muhammedün Resûlullâh” yaz, diye buyurdu.
“Bu Muhammed ismi ne kadar güzel ve yüce bir isimdir ki, onu kendi isminizle birlikte andınız. Bu isim, hangi kudsî kişinin ismidir?”
‘“Ey kalem onu büyük bir edeple yaz. O ki, benim Habîbimin ismidir ki; Arş’ı, Lehv’i ve ey Kalem seni dahi onun nurundan yarattım. Eğer onu yaratmasaydım, şu anda hiçbir mahluku yaratmazdım”
deyince, heybetinden kalem çatlayıp yarıldı. Bunun içindir ki, kalem açılmadıkça yani yarılıp kesilmedikçe onunla hiç bir şey yazılamaz.
Doğum
Kureyş kabilesi içinden farklı soylar vardı. Lakin bu soyların en hayırlısı Haşim’ in soyundan gelen Haşimoğulları/Haşimilerdir ki son Peygamber de onlardan gelir. Adem’den beri taşınan emanet son peygamberi gösteren: Nur Haşim’in alnında parlamaktaydı.
Kureyş kavmi ticaretle uğraşan bir topluluktu. Kışın Yemen’e Şam’ a gider ticaret yaparlardı. Bu nedenle Haşim’de bir kafile ile yola çıktı Şam’a giderken Medine’ye uğradı. Orada Neccaroğullarından Selma adlı kızla evlendi. Yine bir kervan seferinde Gazze civarında vefaat etti.
Selma’ bir süre sonra yüzü ay gibi parlak güzel huylu bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Ona Şeybe adını verdiler. Peygambere geçecek olan Nur onda yerini bulmuştu. Haşim ölünce Mekke de kavmin başına kardeşi Muttalip geçmişti. Medine’ den gelen kervanlar ona kardeşi oğlu Şeybe den bahsedip onun ışık gibi aydınlık yüzünden ve güzelliğinden ve dahi iyi huylarından anlatırlardı. Muttalip bir süredir methini duyduğu kardeşi Haşim in oğlu Şeybe’yi görmek için Medine ye gitti. Onun hal hareketleri le yüzünün güzelliğine hayran oldu. Annesini ikna ederek onu da kendisi ile Mekke ye getirdi.
Mekke’liler yanında getirdiği çocuğu görünce onu kölesi zannettiklerinden ona Abdülmuttalib diye seslendiler. İşte O kaybolmuş Zemzem kuyusunun yeri kendisine bildirilen kerametli zaat, Muttalib’ in kölesi diye anılan Efendimiz sav dedesiydi, Adülmuttalib…
Abdülmuttalib’in 13 oğlu olmasına rağmen Abdullah aralarında en ahlaklı ve güzel huy sahibi olandı. Nur da onun yüzünde parlar olmuştu. Abdülmuttalib oğlunu Kureyş in en itibarlı kabilesi Neccaroğulları’nın her anlamda en faziletli üstün kızı Amine ile evlendirdi.
Efendimiz as rahmine düştüğü gün o mübarek işaret ‘Nur’ Amine’ye geçmişti. Şam’a giden Abdullah dönüşte Medine’ye uğramış oradan ayrıldıktan kısa süre sonra rahatsızlanarak 25 yaşında vefat ederek Darun Nabia’ya defn olundu.
Fil Vakasından 3 ay kadar sonra Rebiulevvel aynın 12. Pazartesi sabaha karşı
Haşimoğlu Mahallesinde, Safa Tepesine yakın Kabe-i Muazzama’ nın Bab’ üs-Selam
kapısı tarafında Şib-i Ebu caddesinde ki evde Kainatın Efendisi dünya ya geldi. Onun doğumu ile kainat yeniden can buldu. Karanlıklar aydınlandı nurla doldu. Dedesi rüyasında bildirildiği gibi ona Arapça pek çok övülmüş olan kimse ‘’Muhammed’’ SAV adını koydu.
Kandil Geceleri
Bu geceler, Osmanlı padişahı II. Selim zamanında minarelerde kandiller yakılarak kutlanmaya başladığı için “kandil” olarak da bilinmektedir. İşte Rebiulevvel aynın 12. Pazartesi sabaha karşı Allah(cc)’ın ‘’Levlâke levlak lema halaktül eflak’’Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım dediği Kainatın Efendisi nin dünyaya geldiği günde bunların en hayırlısı olan ‘Mevlid Kandili’ dir. ”Mevlid”, Arap dilinde “doğma, doğum” anlamına gelir.
Resûlullah(sav) zamanında ve onu izleyen asırlarda böyle bir kutlama yapılmamıştır. İslâm dünyasında Mevlid merasimi ilk defa hicretten yaklaşık 350 yıl kadar sonra, Mısır’da hüküm süren Şii Fatımîler tarafından tertiplenmiştir.
Sünnî Müslümanlarda ilk Mevlid merasimi, Hicrî 604 yılında, Erbil atabeği Melik Muzafferüddin Gökbörü tarafından tertiplenmiştir. Osmanlılar tarafından mevlid, ilk defa III. Murat zamanında, 1588’de resmi hale getirilmiştir.
Sarayda tertiplenen merasimlerin yanı sıra, önceleri Ayasofya Camii’nde, sonraları Sultan Ahmed Camii’nde yapılan merasimlere devlet erkânıyla birlikte halk da katılırdı. Bu merasimlerde, Kur’an-ı Kerîm tilaveti, vaaz ve mevlid okunması icra edilirdi. Tarih içerisinde farklı dillerde birçok mevlid yazılmasına rağmen, Süleyman Çelebi’nin yazdığı Vesiletü’n-Necât isimli mevlidinin okunması âdet haline gelmişti.
Gül bahçesine girenler gül olmasa da gül kokarlar…
Murat Üşar 2022 Eskilerden derlemeler…
