Genel, YAZILAR, Yazılar

Olmasaydı olmazdık…

Nur un yaradılışı ve Doğum…

Başlangıçta sadece O vardı yaratılan Allah cc nurundan. Yokluğun içinde tek başına sonsuzlukta devaran ederdi.

“Allah mahlukları yaratmak istediği vakit, O’nun nurunu dört parçaya ayırdı.

*Birinci parçasından kalemi, *İkinci parçasından Levh’i (Levh-i Mahfuz), *Üçüncü parçasından Arş’ı yarattı.

*Dördüncü parçayı ayrıca önce dörte sonra yine dörde böldü. Bu parçalardan da Melekleri gökleri, yeri, cennet ve cehennemi  yarattı.

Allah (c.c.) kalemi, yarattığı zaman, o kaleme yazmasını buyur­du kalem:

“Ne yazayım ya Rabb?” diye sorunca:

Yüce Allah “La ilahe illallah Muhammedün Resûlullâh” yaz, diye buyurdu.:

“Bu Muhammed ismi ne kadar güzel ve yüce bir isimdir ki, onu kendi isminizle birlikte andınız. Bu isim, hangi kudsî kişinin ismidir?” dedi kalem.

“Ey kalem onu büyük bir edeple yaz. O ki, benim Habîbimin ismidir ki; Arş’ı, Lehv’i ve ey Kalem seni dahi onun nurundan yarattım. Eğer onu yaratmasaydım, şu anda hiçbir mahluku yaratmazdım” deyince, Allah (c.c.)’nun heybetinden kalem çatlayıp yarıldı” 

Böylece Kalemin o sözü söyleyen kısmı kesildi. Bunun içindir ki, kalem yarılıp kesilmedikçe onunla hiç bir şey yazılamamakta…

Doğum: Kureyş kabilesi içinden farklı soylar vardı. Lakin kutlu doğum yaklaşırken bu soyların en hayırlısı  Haşim’ in soyundan gelen Haşimoğulları/Haşimilerdir ki son Peygamber de onlardan gelir.

Kureyş kavmi ticaretle uğraşan bir topluluktu. Kışın Yemen’e Şam’ a gider ticaret yaparlardı. Bu nedenle Haşim’de bir kafile ile yola çıktı Şam’a giderken Medine’ye uğradı. Orada Neccaroğullarından Selma adlı kızla evlendi. Yine bir kervan seferinde Gazze civarında vefaat etti. Selma’ bir süre sonra yüzü ay gibi parlak güzel huylu  bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Ona Şeybe adını verdiler. Nur onda yerini bulmuştu.

Haşim ölünce Mekke de kavmin başına kardeşi Muttalip geçmişti. Medine’ den gelen kervanlar ona kardeşi oğlu Şeybe den bahsede onun güzelliğinden ve iyi huylarından anlatırlardı. Muttalip bir süredir methini duyduğu kardeşi Haşim in oğlu Şeybe yi görmek için Medine ye gitti. Onun hal hareketleri le yüzünün güzelliğine hayran oldu. Annesini ikna ederek onu da kendisi ile Mekke ye getirdi.

Mekke’liler yanındaki çocuğu görünce onu kölesi zannettiklerinden ona Abdülmuttalib diye seslendiler.  İşte bu o dönemlerde kaybolmuş Zemzem kuyusunun yeri kendisine bildirilen kerametli zaat, Muttalib’ in kölesi Efendimiz sav  dedesiydi..

Abdülmuttalib’in rivayete göre 13 oğlu olmasına rağmen Abdullah aralarında en ahlaklı ve güzel huy sahibi olandı. Nur onun yüzünde parlar olmuştu. Abdülmuttalib oğlunu Kureyş in en itibarlı kabilesi Neccaroğulları’nın  her anlamda en faziletli üstün kızı Amine ile evlendirdi.

Efendimiz as rahmine düştüğü gün Nur Amine ye geçmişti.  Şam a giden Abdullah dönüşte Medine ye uğramış oradan ayrıldıktan kısa süre sonra  rahatsızlanarak 25 yaşında vefat etmişti. (Darun Nabia a defn olunmuştur)

Fil Vakasından 3 ay kadar sonra Rebiulevvel aynın 12. Pazartesi sabaha karşı Haşimoğlu Mahallesinde, Safa Tepesine yakın Kabe-i Muazzama’ nın Bab’ üs-Selam kapısı tarafında Şib-i Ebu caddesinde ki evde Kainatın Efendisi dünya ya geldi.

(Bugün Halk Kütüphanesi olarak kullanılan evde 1959 a kadar bir mescid yer alırdı. Anlatılanlara göre doğum mescidde yer alan küçük kubbenin tam altında gerçekleşmiştir)

Onun doğumu ile kainat yeniden can buldu. Karanlıklar aydınlandı nurla doldu.

Dedesi rüyasında bildirildiği gibi ona Muhammed SAV adını koydu.

Muhammed Arapça pek çok övülmüş olan kimse demekti.

Yorum bırakın