VESÎLETÜ’N-NECÂT
Allah cc, bazı zaman ve mekânları diğerlerinden farklı ve üstün kılmıştır. Tıpkı mescidler içinde Mescid-i Haram’ın, aylar içinde Ramazan’ın, günler içinde Cuma’nın farklı olması gibi.

Bu geceler, Osmanlı padişahı II. Selim zamanında minarelerde kandiller yakılarak kutlanmaya başladığı için “kandil” olarak da bilinmektedir.
İşte Rebiulevvel aynın 12. Pazartesi sabaha karşı Allah cc ın ‘’Levlâke levlak lema halaktül eflak’’ Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım dediği Kainatın Efendisi nin dünyaya geldiği günde bunlardan biri Mevlid Kandili dir.
”Mevlid”, Arap dilinde “doğma, doğum” anlamına gelir
Resûlullah SAV zamanında ve onu izleyen asırlarda böyle bir kutlama yapılmamıştır. İslâm dünyasında Mevlid merasimi ilk defa hicretten yaklaşık 350 yıl kadar sonra, Mısır’da hüküm süren Şii Fatımîler (910-1171) tarafından tertiplenmiştir.
Sünnî Müslümanlarda ilk mevlid merasimi, Hicrî 604 yılında, Erbil atabeği Melik Muzafferüddin Gökbörü tarafından tertiplenmiştir. Osmanlılar tarafından mevlid, ilk defa III. Murat zamanında, 1588’de resmi hale getirilmiştir. Sarayda tertiplenen merasimlerin yanı sıra, önceleri Ayasofya Camii’nde, sonraları Sultan Ahmed Camii’nde yapılan merasimlere devlet erkânıyla birlikte halk da katılırdı. Bu merasimlerde, Kur’an-ı Kerîm tilaveti, vaaz ve mevlid okunması icra edilirdi. Tarih içerisinde farklı dillerde birçok mevlid yazılmasına rağmen, Süleyman Çelebi’nin yazdığı Vesiletü’n-Necât isimli mevlidinin okunması âdet haline gelmişti.

Bursa Ulu Camii nin ilk imamı olan Süleyman Çelebi nin ilimle uğraşan kültürlü bir aileden geldiği ve iyi bir eğitim alarak kendisini yetiştirdiği anlaşılmaktadır (Dedesi Mahmûd Bey, Şeyh Edebali’nin torunudur)
(Çelebi unvanı ya iyi eğitim almış ariflere yada Mevlana’nın soyundan gelenlere verilirdi)
Bir süre Dîvân-ı Hümâyun imamlığı yaptığını, daha sonra(1400 de) Emîr Buhârî’nin tavsiyesiyle Ulucami imamlığına getirildiği bilinir. Molla Fenârî’ lerin, Somuncu Baba’ların ve benzeri büyük zatların döneminde nce Divan da sonra da devrin en büyük camiinde imamlık yapmak kolay bir vazife olmasa gerektir.
Mevlid yani gerçek adı ile Vesîletü’n-Necât, Arapça bir tamlama olup “Kurtuluş Vesilesi (Yolu)” anlamına gelir. Mevlid manzum, Türkçe eseridir
Eser, asıl isminden ziyade yazma nüshaları genellikle mevlid/mevlüd” başlığını taşıdığından, hatta bazan “mevlûd” şeklinde yazıldığından “mevlid” veya “mevlüd” olarak dilimize yerleşmiştir. Eser halk arasında çok sevilince yıllar içinde bazı eklemeler ile günümüze kadar gelmiştir.
Süleyman Çelebi’nin mevlidini kaleme almasıyla ilgili yaygın rivayet şöyledir:
Onun Ulucami’de imamlık yaptığı yıllarda bir vâiz Bakara sûresinin 285. âyetini açıklarken peygamberler arasında bir fark bulunmadığını, bu sebeple Hz. Muhammed’in Hz. Îsâ’dan ve diğer peygamberlerden üstün olmadığını söyleyince cemaatten bazıları vâize karşı çıkmış, tartışmalar büyümüştür.
(İlgili ayette fark yoktur derken nübüvvet ve risalet yönünden fark yoktur denmektir. Üstünlük, mertebeler yönünden değil. Burada: “Birinin peygamberliğini kabul edip, diğerini kabul etmeyerek aralarında bir ayrılık gözetmeyiz. Her birini kendi derecelerine göre peygamber olarak kabul ederiz” buyrulmaktadır, ki bundan, derece ve faziletleri aynıdır anlamı çıkmaz. Bunun ispatı ise yine Bakara Suresi’nin iki yüz elli üçüncü ayet-i kerimesidir. Burada meal olarak: “Bu (surede sözü geçen) peygamberlerin bir kısmını, kendilerine verilen özelliklerle diğerlerinden üstün kıldık” buyrulmaktadır.)

Bu arada Süleyman Çelebi, “Ölmeyip Îsâ göğe bulduğu yol / Ümmetinden olmak için idi ol” beytini söylemiş, halkın çok beğendiği bu beyti, daha sonra büyük bir aşkla Hz. Peygamber’in sevgisini terennüm edecek ve onun hayatının bazı bölümlerini içine alacak şekilde geliştirerek eserini tamamlamıştır.
Mevlid 9 bölümden oluşur. Süleyman Çelebi, eserini fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün vezniyle yazmıştır.
Anlaşılır ve açık bir dil kullanan Süleyman Çelebi, eserini eski Anadolu Türkçesi ile yazmıştır. Sehl-i Mümteni olarak tanımlayabileceğimiz eser de Arapça ve Farsça tamlamalara pek az yer veren, sıcak ve sade dil ile içinden geldiği şekilde söyleyen şair, samimiyetini yansıttığı bir eser ortaya koymuştur.
Bu tür sözler sade ve derin anlamlıdırlar.
(Sehli mümteni –Söylenmesi kolay görülen ama benzeri yapılmak istendiğinde güçlüğü ortaya çıkan söz. Derin mana anlam içeren yazı)
Mevlid Kandiliniz Mübarek olsun…
Gül bahçesine girenler gül olmasa da gül kokarlar…
